AK Parti'de de milletvekilliği yapan meslektaşımız Şamil Tayyar kendisine ait sosyal medya hesabından birkaç gün önce son derece ilginç bir paylaşım yaptı.

Şamil Tayyar yaptığı paylaşımda “Gaziantep’te tepkilere yol açan Manifest Grubu'nun konser ilanı yayınlandığında, sadece ilk bir haftada 8 bin 300 adet bilet satılmış. Kısa süre önce büyükşehir belediyesinin, popüler ilahi gruplarının ücretsiz konserine 2 bin kişi gitmiş. İlahi konseri biletli olsaydı, bu hesaba göre 500 kişi zor giderdi, herhalde. O halde kime, neye, daha çok kızmamız lazım?” diyerek son derece aslında Türkiye’de eğitim ve ona bağlı olarak kültürel sahada nerede olduğumuzu da gözler önüne seriyor.

Ülkelerin yönetilmesi noktasında toplumu ilgilendiren hemen her konuda ilgili bakanlıklar oluşturulur.

Sonra o bakanlığın ülke genelinde yapacağı çalışmalar ile ilgili olarak il-ilçe-belde gibi taşra teşkilatları hayata geçirilir.

Bunun ismi yukarıdan aşağıya yapılanmadır.

Oluşturulan bakanlıklar ülkelerin nüfuslarına, coğrafi yapılarına ve o ülkede yaşayanların birinci önceliklerine göre değişiklik gösterilebilir.

Sayısı kaç olursa olsun yapılanmada iki tane olmazsa olmaz bakanlık vardır.

Bunlardan birisi Eğitim bakanlığı

İkincisi de Kültür bakanlığı.

Bizim ülkemizde de beli zamanlarda bir kısım bakanlıklar oluşturulur.

Bir zaman sonra “bu kadar fazla bakanlığa ihtiyaç yok” denilerek birleştirme yapılır.

Tarım ve Orman Bakanlığı gibi.

Milli Eğitim Gençlik ve spor bakanlığı gibi.

Hükümetlerin zor da kaldığı yada başka partilerden transferler yapıldığında bir bakmışsınız “Gerek yok” diye birleştirilen bakanlıklar tekrar işleme alınmış.

Ne yapılırsa yapılsın.

Hangi bakanlık birleştirilirse birleştirilsin.

Hangi bakanlık birbirinden ayrılsın.

Ülkelerin ayakta kalmasını ve dünyada var olan diğer ülkeler ile yarışmasını sağlayan

Milli Eğitim bakanlığı

Kültür bakanlığıdır.

Hatırlatmakta fayda var.

AK Parti iktidara geldiği andan itibaren hemen her platformda “Milli ve Yerli” söylemini kullanıyor.

Bunun yanında da “Değerlerini bilen ve söz konusu değerlerini geleceğe taşıyan bir gençlik istiyoruz” propagandası yapılıyor.

Ancak bizim ülkemizde bilindiği gibi söylem ile eylem ne hikmetse bir araya gelmez.

Söylem ile eylemin bir araya gelmemesine en iyi örnekte yukarıda Şamil Tayyar’ın yazdıkları ile belgelenmiş durumda.

Biz Manifest grubunu bilmeyiz.

Grubun ismini de Şamil Tayyar’ın paylaşımından sonra öğrendik.

Sahnede ne söylerler, nasıl bir gösteri yaparlar ilgi alanımız dışında.

Ancak bizim alanımız dışında kalması Manifes grubunun yok olduğu anlamını taşımıyor.

Gaziantep gibi AK Partinin kalesi bir yerleşim merkezinde bu grubun konseri için bir haftada 8 bin 300 bilet satılıyor belediyenin organizasyonunda ilahi grubunun ücretiz konserine ancak 2 bin kişi gelmişse.

Şapkamızı önümüze koyup “biz nerede yanlış yaptık” sorusuna cevap aramamız gerekiyor.

Gaziantep belediyesi yada başka bir organizasyon firması işi ticari olarak düşünüp İlahi grubunun konser biletini ücretli yapsa.

Biz Şamil Tayyar gibi iyimser değiliz.

Şamil Tayyarİlahi grubunun konseri ücretli olsa 500 kişi bilet alır gelirdi” demiş.

Bize göre 100 kişi bile bilet alıp konsere gelmezdi.

3-4 ay önce Celal Karatüre’nin seslendirdiği “Kabe’nin yolları taşlıdır Allah” diye başlayan ilahisi belki Ramazan ayı içerisinde bulunduğumuzdan olsa gerek tüm Türkiye’yi kasıp kavurmuştu.

AK Partili arkadaşlarımız bu ilahi ile ilgili ne tür övgüler yaptılar hepimiz biliyoruz.

Şimdi Celal Karatüre’nin nerede olduğunu bilen ,ne yaptığını ne işle meşgul olduğunu bilen varmı?

Kesinlikle yoktur.

İşte bu bizim yıllar yılı anlatmaya çalıştığımız “Kültür emperyalizminin” üzerimizde kurduğu tahakkümdür.

Yani Celal Karatüre’nin İlahisi Manifest grubuna yenilmiştir.

Sebep?

Yanlış giden ve kimsenin düzeltmek için çaba göstermediği Eğitim ve Kültür politikaları.

Düzelecek mi?

İşin doğrusu umudumuz az.

Yine de Allah’tan umut kesilmez.