Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada dolaşırken gözümüze takıldı.
Sokak röportajları yapan bir medya mensubu 20’li yaşlarda 3 kişiye bir siyasi partiyi ve o siyasi partinin genel başkanının kim olduğunu soruyor.
20’li yaşlardaki 3 gençte sanki ağız birliği yapmışçasına “-O ne abi , biz ne öyle bir şey duyduk ne de öyle bir şey biliyoruz. Bizim bütün derdimiz güzel bir iş bulup para kazanmak” cevabını verdiler.
İşin doğrusu söz konusu bu diyalog bizi iyiden iyiye şaşırttı.
Normal şartlarda Türk insanının siyaseti sevdiği ve çok büyük bir oranda siyaset yaptığı söylenir.
Ya da biz öyle biliyoruz.
Ancak 12 Eylül ihtilali sonrası demokrasiye geçişte 1983 yılında yapılan ilk seçimden 14 ve 28 mayıs 2023 tarihinde yapılan son milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimine bakıldığında vatandaşın dolayısı ile seçmenin siyasete ilgisinin her geçen gün azaldığı çok net bir şekilde anlaşılacaktır.
Türkiye’de belli bir sayıda işi sadece siyaset olan bir kitle var.
-Kimine göre beş milyon
-Kimine göre on milyon.
Biraz daha az ya da biraz daha fazla.
Siyaset çok uzun yıllardır söz konusu bu beş yada on milyonluk kitle arasında şekilleniyor.
1983 yılında yapılan seçimde bir şekilde kendisini siyaseten herhangi bir partiye atanlar epey bir zaman TBMM’de kaldılar.
Sonra bu siyasetçilerin çocukları
Şimdi de torunları.
Dolayısı ile siyaseti bu aileler konuşuyor.
Bu ailelerin çocukları hep milletvekili
Hep belediye başkanı
Sürekli üst düzey yönetici.
İktidarlar değişse de bu devran asla değişmiyor.
Diğer büyük kitle
Yani görevi sadece oy vermek ve oy verdiği siyasi partiyi kuru kuruya savunmaktan başka bir işi olmayan milyonlar.
Yaşadığımız yerleşim merkezinde hatırı sayılır sayıda emekli vatandaşımız var.
Sonbahar ve kış mevsimi dolayısı ile söz konusu kitle pek dışarıya çıkamıyordu.
Birkaç gündür hava birden ısındı.
Bir baktık ki yüzlerce emekli.
Kendilerini parklara bahçelere atmışlar.
Banklar ve koltuklar silme dolu.
Sabah saatlerinden akşam hava kararıncaya kadar eve gitmek yok.
Ancak dışarıda bir bardak çay içmek imkansız.
Zira bir çay ortalama 25 lira.
“Allah yardımcıları olsun” demekten başka elimizden gelen başka bir şey yok.
İşte İki ayrı Türkiye derken kastımız buydu.
Siyaset epey bir zamandır vatandaşın birinci gündemi değil.
Çoğu vatandaşımız iktidarda kimin yada hangi partinin olduğundan bile habersiz.
Tek gündem ekonomi ve pahalılık.
Türkiye’nin bir tarafı sürekli iktidarda kalmanın mücadelesini veriyor.
Bir tarafta hayatta kalma mücadelesi içerisinde.
Bakalım bu iki taraf ne zaman birbirleri ile karşılaşacak?
Nasıl yüzleşecekler.
Sabırla bekliyoruz.